Okumak Anlamaktir

16 Ocak 2015 Cuma

İfade Özgürlüğü Sığınmacılığı

Sevgili dostlar, öncelikle yeni yılınızı en içten dileklerimle kutlar ve yeni yılın gönlünüzdekilerin gerçekleşmesinde vesile olmasını temenni ederim. Lakin malumunuz; ne yazık ki 2015 yılının ilk günlerinde Fransa'da gerçekleşen terör olayları, senenin aşağı yukarı ne denli buhran içinde geçeceğinin habercisi oldu.

Chalie Hebdo olaylarından; müslüman polisin, teröriste o son bakışı.

Charlie Hebdo olaylarının akışı; freni patlamış bir tırın, yokuş aşağı hız kazanarak şehir merkezindeki benzin istasyonu istikametine doğru ilerleyişine benziyor. İnsan olan herkesin lanetlediği bu terör saldırısı; sözde hiciv dergisinin ifade özgürlüğü adı altında toplumların değerlerine karşı takınmış olduğu keskin/alaycı uslubunu/hakaretlerini ve küçük düşürmelerini, deyim yerindeyse örtbas edip aklamaktan öteye gitmiyor.

Bu yetmiyormuş gibi;  Charlie Hebdo'nun işlemiş olduğu nefret suçu dizelerine mazereten, bu terör saldırısını gerçekleştiren canilerin, İslam maskesiyle döktüğü 'kafir' kanın hesabı/faturası, din ve İslam karşıtı -sözüm ona- özgürlükçü iki yüzlüler tarafından tüm İslam alemine çıkartılmasına neden oluyor. Diğer yandan sade vatandaşın bu kanıya varması, özel bir gayreti sarfetmeyi gerektirse de (11 Eylül) hali-hazırda oluşturulmuş İslamofobi gibi algıların yardımıyla daha da kolaylaşıyor.

İç mihraklarda da benzerlikler söz konusu. 
Samimiyetine asla güvenmediğim batı aşığı malum kesim tarafından 
bu tarz üzücü olaylar, kendi emelleri için kullanılıyor.

Toplumların kavram kargaşası yaşadığı acı bir gerçek. İçinde bulunduğumuz bu süreçte, kaosun etkinleşerek iyice belirginleşeceği ve yaşanacak olayların hiddetinin asla azalmayacağı ve diğer ülkelere de sarmaşık misali dağılacağı kanaatindeyim. İnsanoğlunun sürüklenmekte olduğu kahredici bir sonun resmedildiği o karamsar tabloya değinmeden önce; ifade özgürlüğünefret suçu, özgürlük, eşitlik ve adalet gibi, kavramların tanımlarını yeniden gözden geçirip iyi anlamamız/anlamlarını hatırlamamız gerekiyor. Keza insanoğlu derin bir uyku içerisinde.

Her hukuk devletinde olduğu gibi, 'Ermeni soykırımı yoktur' demenin ceza hükmüne girdiği Fransa Cumhuriyet'inde de, kişi kurum ve kuruluşlara hakaret etmek suçtur. Hakaret etmek ne demektir diye soracak olursanız; Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesine göre "bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına zarar verebilecek bir fiil, olgu, yakıştırma veya söz" olarak tanımlanmaktadır. Hakaret; eleştiri veya hiciv demek değildir. 

İfade özgürlüğü her bireyin hakkı olup, düşündüğünü ifade edebilme özgürlüğüdür. Ancak hududunun tam olarak nerede bittiği tartışma konusudur. 
Bu esneklik; suç teşkil edebilecek ifadeleri de içine katmaktadır ki, ifade özgürlüğü 'dolaylı yoldan' kişiye hakaret etme hakkı da tanıyabilir ancak, yasa ve kanunlar tarafından bu tutum cezalandırılacağı için hiç bir anlam ifade etmemektedir.

Uzun lafın kısası ifade özgürlüğü sığınmacılığı; içinde hakaret ve küfür gibi suç unsurlarını barındırmadıkça art niyetli kesim adına pek te anlam ifade etmemektedir. (Ne acı...) Nefretlerini kusabilmek adına ifade özgürlüğünden faydalanmaktadırlar.
Hiç kuşkusuz Paris'te yaşanan, önceden planlanılmış/organize bir terör saldırısıdır. Lanetlenmeli ve kınanmalıdır. Fakat her ne kadar bu eylemin ifade özgürlüğüne karşı yapılmış olduğu lanse edilse de, esasen İslam alemi hedef alınmıştır. Sömürgeci emperialist güçlerin, yeni dünya düzeni ve Orta Doğu projelerinin en verimli silahıdır Terörizm. Hiçbir terör eylemi, din/dil/ırk gibi unsurlara mal edilemez.

Amma Velakin