Okumak Anlamaktir

2 Mart 2015 Pazartesi

Derbi Öncesi Durum Değerlendirmesi

Geçtiğimiz hafta oynanan müsabakada (28 Şubat) Fenerbahçe, Konya deplasmanında beraberliğe razı geldi. Gerek sosyal medyada gerekse spor basınında, tüm Fenerbahçe'lilerin ortak kanaati; derbi öncesi oynanacak olan Konya deplasmanının 'büyük önem' taşıdığı yönündeydi. Çünki kendi evimizde oynadığımız son 2 haftada rahatlıkla hanemize yazdırabileceğimiz 5 puandan 'feragat etmiştik'.

Derbi öncesi ardarda yaşanılacak 3. bir puan kaybının, derbiden galibiyetle ayrılsak dahi, yaşadığımız puan kayıplarını telafi etmemize yeterli olmayacağı düşüncesi, yorumların geneline hakimdi.

23 puanla 14. sıradaki Torku Konyaspor; maç günü, attığı 18 gole karşı yediği 30 gol gibi bir istatislikle Fenerbahçe'yi sahasında ağırlıyordu. İsmail Kartal; oyuna sonradan dahil ettiği Diego'yu ve hafif sakatlığı bulunan Emre Belözoğlu'nu yedek soyundurup, karşılaşmaya bunlardan birinin Selçuk Şahin olmak üzere 3'lü defansif ortasaha oyuncu kurgusunu tercih ederek başlıyordu. Yanlış ilk 11 tercihine; Volkan ve Caner'in kritik haftalarda takımı yalnız bırakmaları, yabancı kısıtlaması engeli - hatalı rotasyon, Sow ve Emenike'nin formsuzlukları ve ileriye katetmeyi bilen ender futbolcularımızdan Alper'in yokluğu da eklendiğinde, Konyaspor karşısında sergilediğimiz disiplinsiz ve kötü futbol işin aslını gözler önüne seriyordu.

Konyaspor maçında Fenerbahçe'nin Sow'la
kaçırdığı pozisyon. Sağda Emenike boş, atsa o da kaçırır muhtemelen

Her zaman güzel futbolun gereği yerine getirilemeyebilir, fakat birçok kez kötü futbola rağmen istenilen sonucun elde edilebileceğini geçmişte gördük ve görmekteyiz. Keza Trabzonspor ve Akhisar müsabakalarında, Konyaspor karşılaşmasına nazaran daha iyi oynadığımız 'etkili futbol' sonuç getirmemişti. Bunun üstesinden gelmenin yollarından biri de her an skoru değiştirebilecek bireysel yetenekli futbolcuları kadronuzda bulundurmaktır.
Bu anlamda Diego, başlı başına bir soru işareti iken; bu sezon asıl sıkıntısını çektiğimiz forvetlerimizin formsuzluklarına/beceriksizliklerine çare bulamayışımız, istenilen sonuca kolaylıkla ulaşmamızı engelliyor. Bunun temel nedenlerinden bazıları; futbolcuların sağlıklı antrenman yapmadığı ve ileriye dönük organize attaklarımızın gözle görülür biçimde yetersiz kaldığı gerçeğine ek olarak, sezon öncesi ve arası ekonimik gerekçelerden dolayı hatalı kadro yapılanmasıdır.


Derbi; Galatasaray

Hamza Hamzaoğlu ile birlikte Galatasaray bir şekilde sonuca gitmeyi öğrendi. Prandelli fiyaskosu ardından 'erken tehşis' (teknik direktör değişikliği) yerindeydi. İtiraf etmeliyim ki Galatasaray açısından bu sezonun pek parlak geçmeyeceğini düşünüyorken, Şampiyonlar Ligi hariç işlerin gayet yolunda gitmesi şahsen beni şaşırttı. Sezon başında Galatasaray yönetiminde yaşanılan çalkantıların futbol takımına olumsuz yansıyacağı yönündeki öngürülerim kısmen gerçekleşmiş olsa da Sarı Kırmızılı ekibin lige 'erken havlu atmasına' sebep olmadı.

Derbi, derbidir. Ne olacağı kestirilemez. Fakat durum değerlendirilmesi elbet yapılabilir. Galatasaray Kadıköy'e, Fenerbahçe'den 4 - Beşiktaş'tan 3 puan farkla lider olarak geliyor. Olası Galatasaray galibiyeti ile puan farkının 7'ye çıkması, Fenerbahçe'nin şampiyonluk yarışından kopmasını sağlayacaktır ki bu Fenerbahçe camiası adına kötü sonuçlar doğurabilir. Keza Galatasaray'ın önceliğinin (Melo'nun eksikliği ile birlikte) puan farkını korumak olacağını düşünüyorum. Zira gol hattında sıkıntı yaşayan halihazırda Fenerbahçe'ye karşı bunun zor olacağı söylenemez. İkili avaraj'da Galatasaray'ın rakiplerine karşı sağlayacağı avantaj, bu planı mantıklı kılıyor. Tek golle galip gelmek, Galatasaray'ın elinde tuttuğu 'lüks' olmayan değerli bir opsiyon. Golü arayacaklardır, fakat bunu yaparken son derece temkinli olacaklardır. Mağlubiyet; Galatasaray'a - Fenerbahçe'ye kaybettireceği kadar birşey kaybettirmeyecek. Bu yüzden Galatasaray maça oldukça rahat çıkacaktır. Tüm bulgular lehine.


Derbi; Fenerbahçe

Son 3 haftada herşey yolunda gitmiş olsaydı, 53 puanla lider olarak Galatasaray'ı evimizde ağırlayacaktık. Derbi galibiyeti sonrası ise Galatasaray'a ve Beşiktaş'a en kötü ihtimalle 5'er puan fark atmış olacaktık. Malesef mevcut puan cedveli itibari ile en iyi ihtimalde (BJK'nin Sivas deplasmanından galibiyet ile ayrılacağını varsayarsak) puan farkını 1'e indirmekle yetineceğiz. Sözünü ettiğim ''derbiden galibiyetle ayrılsak bile, yaşadığımız puan kayıplarını telafi etmemize yeterli olmayacağı'' gerceği bundan ibaret.

Fenerbahçe mutlak galibiyet peşinde. Pazar akşamı oynanacak olan Galatasaray maçı, Fenerbahçe için belki de sezonun en kritik karşılaşması. Tam anlamıyla "tamam mı, devam mı?" maçı.

Fenerbahçe, galibiyete yakın taraf olsa da, futbolcuların üzerindeki baskı maçın ilk 10-15 dakikasında hissedilecektir. Bu aşıldıktan sonra ilk yarım saatlik periyotta, iyice rahatlayıp oyunu tamamen kontrol altına almamız açısından muhakkak gol bulmamız gerekiyor. Atmadan yediğimiz bir gol, gecemizi ve hatta sezonun geri kalanını kabusa çevirmeye yetebilir. Geriye düştüğümüz taktirde maçı çevirebileceğimizi zannetmiyorum. İmkansız değil fakat oldukça zor bir olasılık. Beraberlik; bizi şampiyonluktan etmeyecektir, lakin 4 kez üst üste aldığımız puan kayıpları takımı olumsuz etkileyeceği gibi hırsımızı da kıracaktır.

Amma Velakin