Okumak Anlamaktir

22 Temmuz 2015 Çarşamba

Fenerbahçe'deki Değişim

                                 Şu yazımın (*) son paragrafında hatalı kadro yapılanmasından söz ediyorum. Fakat son yazımda ise (*) geçen sezon başı Diego hariç, transfer yapılmamasının olumlu karşıladığımı ve bunun yapılanmanın ilk ayağı olduğundan bahsediyorum. Doğal olarak çelişkili bir anlatım ortaya çıktığı izlenimi veriyor, bunu şöyle izah edebilirim:


2013-2014 sezonu şampiyon kadrosu korunuyor ve mali sıkıntılar göz önünde bulundurularak tek takviye yapılıyordu. Fenerbahçe'nin bir sezon daha Avrupa kupalarından uzak kalacak olması ve rakiplerinin de durumu ortadayken maliyetten kaçınmak, oldukça mantıklı geliyordu. Keza takım açık ara şampiyon olmuş ve futbolcular Aziz Yıldırım'ın güvenini kazanmışlardı. Geçen sezon hazırlık döneminde yaşanılan talihsiz Ersun Yanal/İsmail Kartal 'takası' buna bir delildir.

Peki geçen yıl hatalı kadro yapılanması diye bahsettiğim olay nedir? Geçtiğimiz sezonun ilk yarısında forvet hattının kısırlığı/üretkensizliği gün ışığı gibi görünürdeyken, sezon arasında oraya bir çözümleme getirilmemesi başta olmak üzere, Emre Belözoğlu'nun altenatifsiz olmasına ek olarak, doğruluğu tartışılır tek takviyemiz Diego'dan neredeyse hiç verim alamayışımızdır.
Futbolcuların, performas düşüklüğü, oyun disiplinsizliği ve konsatrasyon eksikliği gibi problemlerin giderilmesi şöyle bir kenara dursun, adeta teknik heyet tarafından teşvik edildi. 4 gol sahibi Emenike'ye 20 küsür maç şans tanınması ve forma hadisesini gözünüzün önüne getirin.


Peki ne değişti?

Şu ana kadar anlattıklarımı artık ezberledik. İngiltere kraliçesinden Gümülcine esnafına kadar herkes biliyor. Esas olan; benim acizane tabirimle yapılanmanın ikinci ayağı olan bu yıl ki Fenerbahçe 'futbol külübünün' yaşadığı değişimin tüm Fenerbahçe'liler tarafından takdir ediliyor olması. Gerçekte ne değişiyor?

Esasen değişen şeyin mentalite olduğunu düşünüyorum, Fenerbahçe'lileri bu denli memnun kılan şeyin de aslen bu olduğu kanatindeyim. Kavrayabilmemiz için gerçekleşen olayları sırasıyla alalım:

Fenerbahçe'de 'köklü değişim' olarak adlandırabileceğimiz; yeni kadro yapılanması ve idari sistem değişikliği ilk kez yaşanmıyor. 'Efsane Geri Dönüyor' mottosuyla Mustafa Denizli dönemi, genç yetenekleri kadrosuna katan I. Daum dönemi ve son olarak, Aykut Kocaman'ın sportif direktör olarak atandığı II. Daum dönemi, Fenerbahçe'nin yakın tarihine bakıldığında 2'si kadro yapılanması ve 1'i idari sistem değişikliği olmak üzere edindiği tecrübeleri var. Bunlardan Daum'un I. dönemini ayrı tutacak olursak, diğer ikisinin hedeflenilen başarıya ve istikrara ulaşılamadığını söylememiz yanlış olmayacaktır.


Christoph Daum & Aykut Kocaman
Vitor Pereira & G. Terraneo  

Bu 3 örnekten, bugünümüzü de yakından ilgilendirdiği için, izninizle II. Daum dönemine özetle değinmek istiyorum. Hatırlayacağınız üzere, bugün olduğu gibi o dönem de sportif direktör atanmıştı. Bugünden farkı; Fenerbahçe sportif direktörü Aykut Kocamanın sonradan, mevcut Fenerbahçe teknik direktörü Christophe Daum'un patronu olarak getirilmesiydi. Bugün görüyoruz ki Aziz Yıldırım'ın ilk icraatı G. Terraneo'yu sportif direktörlüğe getirip, kesin emin olmamakla birlikte teknik direktörlüğe, Aziz Yıldırım ve G. Terraneo ortak kararıyla Vitor Pereira isminin tercih edilmesi oldu.

Bu hiç de küçümsenmeyecek önemli bir detay.

Ciddi kurum ve kuruluşlarda benzer mevkiilerin arasındaki uyum; büyük önem arzeder. Aksi taktirde altından kalkılamaz bir yüke dönüşen sorunların akıbeti hüsranla sonuçlanır. Arzu ediyorsanız anımsayalım:

Rivayetlere göre C. Daum Aykut Kocaman'dan o sezon kanat oyuncusu talep etmiş ve A. Kocaman, kadronun yeterli olduğunu belirterek C. Daum'un bu isteğini veto etmişti. O yıl Fenerbahçe sportif açıdan durumu iyi idare ediyor fakat son maç kaçan şampiyonluk sonrası Daum ayrılıyor ve yerine sportif direktör Aykut Kocaman getiriliyordu. Böylelikle Aykut Kocaman hem sportif direktör hem de teknik direktör oluyordu.

Bu olay bir çok komplo teorisini beraberinde getirmişti. Karar Aziz Yıldırım'a mı aitti bilemiyoruz ancak, bilindiği üzere normal şartlarda teknik direktörler - sportif direktörler tarafından atanır. Üstelik Aykut Kocaman yeni mevkine geldiğinde önceki 'ünvanından' feragat etmiyordu. Asıl kuşkuları uyandıran ise Aykut Kocaman'ın göreve geldiği andan itibaren ilk icraatının, takıma iki kanat oyuncusu transferi oldu. Stoch ve Dia. Böylelikle bir kesim tarafından C. Daum'un kuyusunu kazmakla suçlandı.

Cristoph Daum & Aykut Kocaman'daki uyumsuzluk, G. Terraneo & Vitor Pereira arasında şimdilik gözlemlenmiyor. Aksine her ikisinin de birbirine yardımcı oldukları, transfer politikalarından bariz bir şekilde anlaşılıyor. Örneğin; Joseph de Souza'nın yanısıra kaleci Fabiano ve stopper Ba'nın Fenerbahçe kadrosuna kiralık olarak dahil olamaları tamamen V. Pereira'nın isteği doğrultusunda gerçekleştirilen transferler oldu. Diğer yandan V. Pereira'nın G. Terraneo (ve yönetimin) önerdiği isimleri de veto ettiği biliniyor. Ozan Tufan örneğinde olduğu gibi.
Nani gibi bir yıldızı takıma kazandırmak Vitor Pereira'nın isteği mi bilemiyorum ama RvP tamamen V. Pereira'nın onayı doğrultusunda bir G. Terraneo transferi.


Transfer Politikası

Fenerbahçe'deki değişimden söz ediyoruz ya, buna en iyi örnek az önce de bahsetmeye başladığımız Fenerbahçe'nin bu yıl ki transfer politikası aslında.

Açalım: Önceleri transferlerin çoğu Aziz Yıldırım'ın mutlak kontrolü altında gerçekleşiyor ve bana göre hiç de sağlıklı olamayan bir starteji izleniliyordu. Aziz Yıldırım (ve yönetimi) tarafından alınan oyuncular asla kötü değildi, hatta birçok dünya yıldızına forma giydirmeyi başarmıştılar ancak; Mehmet Topuz gibi vasat bir futbolcu için girilen sidik yarışı haricinde, Şampiyonlar Ligi grup aşamalarına katılmaya hak kazandığımız taktirde transferler gerçekleşiyordu. Bir çok kez de izlenilen bu strateji bizi Şampiyonlar Ligi'nden ediyordu. Bir bakıma bu vizyonu 'kısık' tutmak demekti.

En nihayetinde bu yıl, değişimin belirgin izleri transfer politikamıza da yansıyor. İlk iş olarak G. Terraneo önderliğinde Fenerbahçe'nin; kendisine yük olan sözleşmesi bitmiş neredeyse tamamına yakın Selçuk Şahin ve Bekir İrtegün gibi vasıfsız futbolcu topluluğundan kurtulması oldu. Vakit harcanmadan kadroya; bunlardan ikisi dünya yıldızı (Nani ve Robin v. Persie) olmak üzere, Türkiye ST Süper Lig gol kralı Fernandao, Kjaer, Joseph de Souza gibi kaliteli oyuncular dahil edildi. Tüm bu transferler, transfer sezonun kapanmasına 1 gün kala değil de 14/15 sezonu bitimi itibariyle 1 ay 10 gün gibi kısa bir sürede gerçekleştirildi.


Gerçek değişim

Geç kalınmadan ilk fırsatta transferlerin tamamlanması, V. Pereira gibi fikrimce strateji uzmanı bir teknik adamın takımın başına getirilmesi, sportif direktörlüğe G. Terraneo'nun getirilmesi gibi son derece doğru hamlelerin yanısıra, en mühim olumlu değişikliğin ise Aziz Yıldırım ve yönetiminin ta kendileri olduğu düşüncesindeyim.

Nedenine gelecek olursak: Aziz Yıldırım akıllı adamdır. Geçen yılki vahim hatasını gördü. İnandığı futbolcular sezon sonu güvenini boşa çıkardığında, onlarla kendi arasına sportif direktör bariyerini koydu. Fenerbahçe Ülker örneğinde olduğu gibi başarının sırrı profesyonellikteydi ve profesyonellikte duygusallığa yer yoktu.
Benim gördüğüm; devir teslim gerçekleşmeden önce, Aziz Yıldırım en doğrusunu yapmaya çalışıyor. Azımsanamayacak bir kesim tarafından, G. Terraneo'nun onun kuklası olduğu yönünde görüşler bildiriliyor olsa da, bunun gerçeği yansıtmadığını düşünüyorum. Taraftarın korkusu; Aziz Yıldırım'ın futbol takımına olası bi'mudahalesi sonrası hep aynı senaryonun tekrarlanacak olması. Fakat hayır. Bu değişim gerçekten çok farklı. İyi analiz edildiği taktirde bir öncekilerine benzemediği ve benzemeyeceği çok net anlaşılıyor.

Belki de ben yanılıyor ve öyle olmasını umuyorumdur. İkinci bir 3 Temmuz vakası yaşanmadıkça Fenerbahçe'nin geleceği 'sportif' açıdan çok parlak olduğu kanaatindeyim. Umulur ki her şey yolunda gider. Bu camia, bu aile, bu heyecanı hak etmişti.

Amma Velakin