Okumak Anlamaktir

26 Ekim 2015 Pazartesi

Hesap Çarşıya Uymadı

Müşterisi sadık - sayıca çok, lüks bir restoran çalıştırdığınızı düşünün. En sağlıklı ve en iyisinden çeşitli meyve, sebze ve et ithal etmişsiniz. Bir de Arap, Yunan ve Portekiz mutfağından tatmış bir şekilde 'ismini az da olsa duyurmuş' özel çalışanlarıyla birlikte bir şef tutuyorsunuz.
Fakat şöyle bir sorunla karşılaşıyorsunuz. Şef; daha önce menüsü bu denli geniş ve iddialı bir restoranda bulunmamış olmalı ki, kontrolü elinde tutmakta zorlanıyor. Yemeklerde istenilen lezzete bir türlü erişemiyor. Yaptığı yemekler tatsız ve tussuz. Müşteriler haliyle şikayetçi.

Fenerbahçe'nin durumu da buna benziyor.

Fenerbahçe belki de tarihinin en pahalı ve en kaliteli kadrosunu kurdu bu yıl. Her yıl olduğu gibi ligte şampiyonluk parolası yanına bir de Avrupa'da özlenilmiş/hasret kalınmış başarıyı da ekledi. Büyük bir kesim kupayı hayal ediyordu. Her zaman hesap çarşıya uymuyor.


Oysa Vitor Pereira geldiği ilk tarihten bu yana her Fenerbahçe'nin hayalini süslediği bir futbol anlayışından bahsediyor ve iddialı açıklamalarda bulunuyordu. Önde basan, top hakimiyeti olan agresif, mücadeleci atak futbol oynayan, kısaca her maçı domine eden bir Fenerbahçe'den söz ediyor - taraftarı umutlandırıyordu.
Küçük bir parantez: buna umut tacirliği denemez. Kadro; Vitor Pereira'nın tarif ettiği futbola müsaitti ve hala müsait. Bugüne gelinen süreçte oynanılan futbolu biliyorsunuz, hepimiz izliyoruz ve beğenen bir kişi dahi bulamazsınız. Büyük söz mü konuşmuştu teknik direktör? Yoksa yapamayacağı işin altına mı girmişti? Peki tarihinin en iyi kodrosunu kurduğu Fenerbahçe, neden en kötü futbolunu oynuyor?


Vitor Pereira'nın yanlışları

Vitor Pereira'nın en büyük handikapı hatasında ısrar etmesi ve doğruya çok az şans tanıması. Hatırlayın; çift santraforla çıktığı ilk dönemlerde Diego'yu sol açığa monte etmeye çalışması, bugün gelinen şu noktada aslında Fenerbahçe'nin o dönem sergilediği en iyi futboluydu diyebiliriz ve o zaman da Rıdvan Dilmen başta olmak üzere birçok kesim tarafından eleştiriliyor - beğenilmiyordu. Sonra Sow satıldı ve tek santrafora dönmek zorunda kaldı.
Diego konusunda V. Pereira haklı olabilirdi. Elindeki malzemenin tamamından verim almak istiyordu. Nani, Diego, V. Persie ve Fernandao/Sow ikilisinden biri. Hanüz Ozan Tufan, Volkan Şen ve Markoviç tranferleri bile gerçekleşmemişti. O dönem bir eksiklik de şuydu sanırım; 4-4-2 veya 4-2-2-2 formatını Diego'suz denediğini hatırlamıyorum yada en azından diğer türlüsü kadar üzerinde ısrar ettiğini.

Takımınızda Diego varsa çift santrafor oynayabilir misiniz? Cevap hayır ise, çözümü nedir?

Fenerbahçe ilk rezalet ve içler acısı futbolunu (bana göre) Rize karşısında oynuyordu. O maç oyunun büyük bir bölümünde 4-4-2'den farklı bir formasyon tercih ediliyordu. 4-3-3 varyasyonu olan 4-1-2-3. Akabinde V. Pereira'nın bu Portekiz formasyonu farklı oyuncu tercihleri ile bugün oynanmaya devam ediliyor. Açık konuşmak gerekirse sorunun dizilişte değil ancak oyuncu tercihinde olduğunu düşünüyorum. Başka bir deyişle; iki defasif orta saha ile çıkılan oyunlarda (Mehmet Topal ve Joseph de Souza) atak halindeyken orta alanda oluşan boşluğun doldurulamaması yada işlevinin yetersiz kalışı.

Normal şartlarda Mehmet Topal ve Joseph de Souza birbirlerini yedeklerler. Bu demek oluyor ki ikisinden biri forma giymeli. Peki köprü kim olacak? Ozan mı? Meireles mi? Alper mi?

Alper, V. Pereira'nın elindeki tek Joker. Alper'i bir kategoriye yerleştirmek oldukça güç. Üçlü forvertin solunda da iş yapabilir, ileriye dönük orta alanda da. Peki neden kullanılmıyor? Pasör özellikleri olan orta alan oyuncusu diyebileceğimiz Ozan Tufan da ayrı bir tartışma konusu. Taraftardan gereksiz yere tepki aldığını göz önünde bulunduracak olursak, şu dönem ona şans tanınması aslında teknik heyet tarafından korunuyor anlamına gelir. Eğer böyleyse bu iyi bir şey aksi halde hoca tarafından yetersiz bulunuyor demektir ve bu da apayrı bir konu. Öte yandan Meireles ekmeğini yedi artık. Joseph/Topal ve Diego üçlüsünden biri olabilir Meireles ancak üst düzey performans sergilediği maçta bile yetersiz görülecektir. Köprü konusunun özeti şudur; Emre Belözoğlu'nun yeri Ozan ve Josef'le doldurulamıyor. Mehmet Topal ile Joseph'in aynı anda oynaması, takımı hücum edenler ve defans yapanlar olarak ikiye böldüğü gibi Diego'nun omuzlarına da ağır yük bindiriyor.

Vitor Pereira'nın oyuncu tercihi konusunda aldığı hatalı kararlarına yönelik eleştirilerimi bitirmeden önce Alves denilen futbol katiline ucundan değinmek istiyorum. Bu şahıs hala kendine kadroda yer edinebiliyorken bu faciayı sindirebilmek gerçekten çok güç. Oynadığı zamanlar tüm müdafayı sabote ediyor. Müdahalede bulunması gerektiği anlarda ruh gibi hiç bir şey yapmamasına - oynuyor diyebiliyorsak. Orta alana gelen topları karşılarken, arkası dönük rakip futbolcuya yaptığı gereksiz fauller cabası. Asla transfer edilmemeliydi, en azından geçen yılki Galatasaray maçında gördüğü karttan sonra derhal A takımdan uzaklaştırılmalıydı. Lakin ilk 11'de çıkmaya devam ediyor.


Oyun Anlayışımız

Beklerin sınırlı şekilde, aralıklarla hücüma katkı sağlaması, onlardan tam randıman alınmaması, hiç kuşkusuz Fenerbahçe'nin doğasına aykırıdır. Özellikle de elinizde Gökhan Gönül/Caner ve Hasanali/Şener gibi futbolcularınız varsa.

Vitor Pereira'nın yapaması gereken şey; en güçlü rakiplerimizin beklerine göz atıp sergiledikleri oyunun analizini yapmak ki nirvanaya erişebilsin. Oysa V. Pereira; temkinli oyun anlayışı doğrultusunda onlardan potansiyelleri altında yararlanmayı tercih ediyor. Kendisiyle en büyük çelişkisi de bu zaten. Çift defansif ön libero ile çıktığı oyunlarda dahi beklerden stoper oynamalarını istemesi şöyle kenara dursun, hücum yönü düşük defansif ön liberolarının birinden atak oynamasını istiyor. Böylelikle zaten yetersiz olan orta saha iyice çökmüş oluyor.

Bu düzende oynandığı sürece, oyun anlayışımızda herhangi bir iyileşme söz konusu dahi olamaz. 16 maç oynandı, bunların pek azında pek ufak anlık olumlu sinyaller alabildik. V. Persie sorunu, kötü futbol ve taraftarın beklentileri teknik heyet ve futbolcular üzerinde baskıya neden oluyor. Bu da Vitor Pereira'nın doğal olarak sağlıklı kararlar almasına engel oluyor. Kontolü kaybediyor.

Tabiki sorunlar bunlarla sınırlı değil.


Sonuç

İsterdimki gönül rahatlığı ile V. Pereira'ya sabredilmesi gerektiği tezini savunabileyim. Ancak şuan bu mümkün değil. Fenerbahçe'nin daha fazla kaybedecek vakti yok. Fakat kovulması da çözüm mü bilemiyorum. Sanki Fenerbahçe'nin yeni teknik direktörden çok, uzun bir araya/molaya ve bir de çift yönlü orta saha ile santrafor'a ihtiyacı var. Ha... bir de unutmadan, Ba'dan iyi - çevik, süpüren bir stoper.

Amma Velakin